![[Resim: N0d1gH.jpg]](https://resmim.net/cdn/2025/04/01/N0d1gH.jpg)
Cephane Yollarında Bir Ömür
Kurtuluş Savaşı'nın lojistik destek hattı, kadınların sırtında yükseldi. 45 kilo ağırlığındaki mermi sandıklarını kağnılara yükleyenler, çoğu zaman kundaktaki bebeğini de yanına alan analardı. Kastamonu'nun Küre ilçesinden 92 yaşındaki Ayşe Nine'nin 1968'de verdiği röportajda söylediği gibi: "Bizim erkekler cephedeydi. Geriye kalan her şey, cephane, erzak, hatta yaralı taşımak bizim işimizdi."
Şerife Bacı Efsanesinin Arkasındaki Gerçek
Resmi tarih, Şerife Bacı'nın donarak öldüğünü yazar. Oysa Küre köylülerinin anlattığı bir başka versiyon daha var: Cephane konvoyuna saldıran çetelere karşı koyarken vurulduğu. Bu iki hikaye arasındaki çelişki bile, kadınların mücadelesinin nasıl romantize edilip sert gerçeklerinin unutturulduğunu gösteriyor.
Kayıt Dışı Kahramanlar
Nene Hatun'un Torunları: Erzurum'da cephane taşırken Rus mermisiyle parçalanan 17 yaşındaki Zeynep'in mezar taşında hala "Vatan sağ olsun" yazar.
İzmit'in Kadın Kolları: İzmit - Adapazarı hattında 600 kadından oluşan bir grup, cephaneleri at sırtında gece yarıları taşımıştı. Hiçbirinin adı resmi kayıtlarda geçmez.
Tarih Yazımının Çarpıtması
Bu kadınların çoğu köylerinde unutulmuştu. 1950'lerde ABD'li gazeteci Dorothy Thompson'ın Türkiye'de yaptığı röportajlarda, cephane taşıyan kadınlardan bazılarının hala sefalet içinde yaşadığı ortaya çıktı.
Bugün Kastamonu - Ankara yolunda araba kullananlar, Dereköy Geçidi'ndeki o dik yokuşu görünce şaşırır. 1921 kışında, lastikleri olmayan kağnılarla bu yolu aşan kadınların hikayesi ise yol kenarındaki tabelalarda bile yoktur. Belki de gerçek Kurtuluş Savaşı anıtı, o kadınların teriyle yoğrulmuş bu topraklardı.
Not: İnebolu'daki "Şehit Şerife Bacı Anıtı" aslında bir itiraf gibidir: Anıtın kaidesindeki "Burada bir kadın dondu" yazısı, binlerce isimsiz kahramanın trajedisini özetler.