![[Resim: N0dl3L.jpg]](https://resmim.net/cdn/2025/04/01/N0dl3L.jpg)
Bir Devrin Rüyası
1940’ta açılan 21 enstitü, İsmail Hakkı Tonguç’un deyimiyle “köylünün kendi kaderini değiştirecek aydınları yetiştirmek” için kurulmuştu. Klasik eğitim kalıplarını yıkan bu okullarda öğrenciler, kendi binalarını kendileri inşa ediyor, tiyatro sahneliyor, Anadolu’nun kayıp halk şarkılarını derliyordu. Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün kütüphanesinde 12 bin cilt kitap olduğunu biliyor muydunuz?
Yok Edilen Miras
1954’te kapatılmalarıyla birlikte, bu okullardan geriye kalan ne oldu? Bir kısmı öğretmen okuluna dönüştürüldü, bir kısmı ise terk edildi. Aksu Köy Enstitüsü’nün (Antalya) yıkıntıları arasında dolaşanlar, duvarlardaki kazıma şiirleri ve notlarla karşılaşır: “Burada umut vardı.” Peki neden kapatıldılar? Resmi söylem “köylüyü okumaktan soğuttuğu”ydu. Oysa gerçek sebep, toprak ağalarının ve dini otoritelerin, “okuyan köylü” tehdidinden rahatsız olmasıydı.
Günümüze Kalanlar
Bugün Kepirtepe’nin (Tekirdağ) mezunları hala her yıl buluşuyor. Onlar, “Biz elektriği ilk kez enstitüde gördük” diye anlatıyor. Sivas Yıldızeli’ndeki Çifteler Köy Enstitüsü’nün kırık dökük merdivenlerinde ise bir zamanlar varlıklı ailelerin çocuklarının değil, köylü çocukların ayak sesleri yankılanırdı.
Köy Enstitüleri, Anadolu’nun kayıp Rönesans’ıydı. Belki de asıl trajedi, bu projenin başarısız olması değil, *başarılı olma ihtimalinden* korkulmasıydı.
Eğer bu hikaye ilginizi çektiyse, Talip Apaydın’ın *“Köy Enstitüsü Yılları”* kitabını okuyabilir veya Ankara’daki Hasanoğlan Köy Enstitüsü kalıntılarını ziyaret edebilirsiniz.